4 Oca 2013

ONLARIN YEM DEĞİL; HABİTATA İHTİYACI VAR

Değerli doğa dostları, Kış geldi, yurdumuzun yaklaşık yarısında karlı havalar başladı. Çulluklar çoktan sökün etti. Seterlerin burunları bayram etti. Bıldırcınlar sıcak ovalarda kendilerini otlu tarlalara ve ılık çalılıklara attılar. Ördekler göllerde, sazlıklarda tıkırdamaya başladı.

Keklikler azalıyor mu?

 Keklikler ise malumunuz, yer yer yurdumuzda yaşanan ağır kış şartlarına maruz kalmaktalar. Sebebi, artık günümüzde hayatta kalabilen kınalı ve çil kekliklerin genelde Orta ve Doğu Anadolu’nun zor erişilebilen dağlarında kalmış olması. Buralarda kış şartları çetin geçiyor. Derelerde ve yamaçlarda metrelerce kar birikebiliyor. Haliyle kışın birçok keklik ve tavşan telef oluyor. Ülkemizde kanatlı sayımı, avlak bazında yapılmadığından, kış öncesi kaç keklik vardı, kaçı avlandı, kaçı kış başında sağ idi, kaç tanesi de bahara çıktı bilemiyoruz.

Ülkemizdeki kekliklerde, bölgeden bölgeye ve sezondan sezona yumurtlama oranı, yumurtalardan sağ civciv çıkma oranı ve bunların sağ kalma oranını da bilememekteyiz. Dolayısıyla “ülkemizde keklik popülasyonu avlanma nedeniyle azalmaktadır” veya “keklikler esas ağır geçen kış şartları nedeniyle ölmektedir” gibi kesin yargılarda bulunamıyoruz.

Uzun lafın kısası, Türkiye’de keklik sayısı artıyor mu yoksa azalıyor mu bilemediğimiz gibi, azalıyorsa bunun neden meydana geldiğini de bilemiyoruz. Ancak bazı yerel ve “kör” tahminler yapılabilir. Bazı yörelerde avlanmadan dolayı keklikler azalırken, bazı yörelerde tarımsal ilaçlar, bazı yörelerde de karlı mevsimler kekliklerin sayısını azaltmaktadır. Kimse hangi sebebin öne çıktığını bilememektedir. Doğru düzgün bilimsel bir sayım ve izleme yapılmadığı sürece de bilebilmek mümkün değildir. Kekliklerin sayısını azaltan ve çoğaltan faktörün ne olduğunu tam olarak bilemezseniz ancak “el yordamıyla” tedbir alabilirsiniz. Bu nedenle MAK Toplantılarında alınan, limitler, bölgesel yasaklar ve tarihlerin hiçbir dayanağı yoktur, yaban hayatı popülasyonları üzerinde hiçbir etkisi de yoktur. Olması da mümkün değildir. Zira avlak bazında limit koymak imkânı henüz ülkemizde bulunmamaktadır ve avlak kontrolü de yapılmamaktadır. Hadi itiraf edelim, doğru dürüst hiçbir kontrol yapılmamaktadır.

 Şu bizim yemleme efsanesi

Bu işi böyle ifade ettikten sonra, şu meşhur “yemleme” meselesine gelelim. Ben vaktiyle “Yemleme Efsanesi” adında bir makale yazmıştım. Bu makalemde yemlemenin yaban hayatına hiçbir faydası olmadığını, dahası zararı bile olabileceğini yazmıştım. Makaleyi o zamanlar yayımlanmakta olan Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün “MAVİ YEŞİL” adlı dergisine göndermiştim. İşlerine gelen birkaç makalemi yayımlamış olan dergi yetkilileri, bu makalemi yayına koymadılar. Zaten birkaç ay sonra da dergi yayın hayatını tamamen sonlandırdı. Şimdi uzun uzun bu yemlemenin zararları konusuna tekrar girmeyeyim, isteyen makaleyi(http://mehmetekizoglu.blogspot.com/2008/10/ki-yemlemesi-efsanesi.html)  tekrar okuyabilir.

Yemleme politikacıların yaptıkları şovlar gibi, bizim camiamızın güzel bir şovudur. Bakanlık da aynı şekilde politika yapıyor. Kamuoyunda avcıların itibarını yükseltmek adına yararlı denilebilir tabii ki. Ancak işi bilenlerin nazarında fazla bir kredi getirmediğini de ifade etmek istiyorum. Asıl meselemize de buradan giriş yapmak istiyorum.

Habitat habitat habitat…

Epeyce bir süredir yazılarımda ifade etmeye, öneminin altını çizmeye çalışıyorum. Habitat dediğimiz yaban hayvanlarının yaşama alanları ve bu alanların büyüklüğü ve kalitesi, yaban hayvanlarının hayatta kalma ve çoğalma oranlarında rol oynayan başlıca etkendir. Bu kışın da böyledir, yazın da böyledir. Kuraklıkta da önemlidir, tipi fırtınada da önemlidir.

Yaban hayvanları kışın sıkıntı yaşamaktadır, bu doğru. Ancak yaban hayvanları biyolojik olarak kışa hazırlanmakta ve kışın ya diyetlerini değiştirmekte veya daha önceden vücutlarına depo ettikleri enerjilerini kullanmaktadırlar. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, sülünlerde vücuttaki yağ oranı en yüksek noktasına Ocak ayında ulaşmaktadır. (Kaynak: Beckers, Jesse, Kuzey Dakota Yaban Hayatı Biyologu, Pheasants Forever)

Çoğunlukla tüm yaban hayvanları kış şartlarında hareketliliklerini azaltmakta ve daha az enerji yakmaktadır. Malumunuz, eş bulma, eş için diğer adaylarla rekabete girme, üreme ve yavru büyütme gibi enerji gerektiren işler genellikle kış aylarından arta kalan diğer zamanlarda gerçekleştirilmektedir.

Asıl problem saklanmak!

Kışın yaban hayvanlarını zorlayan en önemli husus, yiyecek bulmak değil, saklanmaktır. Yırtıcılardan korunmak için arazi şartlarını ve bitki örtüsünü kullanan keklik, çil keklik ve sülün gibi yaban hayvanları kışın oluşan yeni şartlarda bu saklanma imkânlarının önemli bir bölümünü kaybetmekte ve yırtıcıların etkilerine maruz kalmaktadır. Kendileri de bizatihi zorluk yaşayan yırtıcılar, bu devrede daha sert avlanmakta ve avlarını zorlamaktadır. Habitat burada önem kazanmaktadır. Zira habitatın bir işlevi, yaban hayvanlarının beslenmesini sağlamak ise, belki de daha da önemli iki diğer işlevi de onlara yuva ve saklanacak yer temin etmektir.

Her mevsim yeşil kalan ağaç ve çalılıklar, sık yapısı sayesinde kar ve soğuğu geçirmeyen ve saklanacak yer temin eden çalılar, makiler bu aylarda sülüngiller için en hayati yerleri teşkil etmektedir. Bu nedenle, yaban hayvanlarının daha yüksek bir oranda kışı geçirme ve hayatta kalma oranını elde edebilmek için en önce biz avcılar tarafından yapılması gereken husus, daha fazla habitatı yaban hayatı için ayırmak ve bu habitattaki yaşam koşullarını yaban hayvanlarına barınak sağlayacak şekilde iyileştirmektir. Buna da biz kendimiz el yordamıyla değil, yaban hayatı biyologlarının yardımları sayesinde yapabiliriz.

Nasıl yapacağız?

Değerli doğa dostları, Yıllardır, ülkemizdeki uygulamalardan artık öğrenmiş olmamız gerekiyor. Sülün salmakla ülkede sülün nüfusu artmıyor. Keklik salmakla keklik çoğalmıyor. Dağlara gidip iki hafta ot atmakla, yol kenarlarına buğday dökmekle bu iş olmuyor.

Nasıl olacak?

Bunu işin uzmanlarına sormamız gerekecek veya azıcık dizimizi kırıp bu işi kitabından öğreneceğiz. Kitabın adı, yaban hayatı biyolojisi… Doğayı en iyi avcılar bilir deyip kendi kendimizi kandırmayacağız. Bakanlığın yaptığı yanlışlara ortak olmayacağız. Habitatı ve habitat çalışmalarını gündemimizde yukarılara alacağız. Yaban hayvanlarının kışını, kuraklığını, suyunu, yuvasını velhasıl her ihtiyacını düşünerek habitat şartlarını iyileştireceğiz. Biraz dersimizi çalışacağız. Herkese iyi bir kış sezonu ve keyifli avlarda rastgele!

2 yorum:

ali altınkaya dedi ki...

Mehmet çok güzel tespitler. eline sağlık.

ali altınkaya dedi ki...

Mehmet çok güzel tespitler. eline sağlık.